05.09.2010
Javascript DHTML Drop Down Menu Powered by dhtml-menu-builder.com
TÜRKİYE DE ÖZEL VE KAMU DEMİRYOLU İŞLETMECİLİĞİ NASIL OLMALI II

 

 

 

 Bu yazımızda da 20 nci yüzyıl demiryolu işletmeciliğinin durumu açıklanmaya çalışılacaktır.
 
Ancak kısa bir bilgi tazelemesi yapılacaktır.
 
20 nci yüzyılın sonlarından itibaren lojistik,taşımacılık ve kombine taşıma gibi pazarlamayı dolayısıyla da ekonomileri olumlu yönde tetikleyen etkenler ortaya çıkmıştır.
 
21 nci yüzyıl dünyasında da bu etkenler, dünya pazarlarına girmeye , diğer ülke ve sermayelerle kıyasıya rekabet etmeye çalışan ve çalışacak olan ülkelerin ve sermayenin kullanacağı en önemli enstrümanlar olacaktır.
 
Taşıma zinciri içinde kullanılacak taşıma modlarının birbiri ile rekabeti yerine işbirliğini esas alan yeni taşımacılık anlayışında,demiryolu taşımacılığı dünyadaki çeşitli          ( dünyanın ısınması,çevre ve ses kirliliği,trafik yoğunluğu v.b.) gelişmeler ve bilinçlenmeler sonucunda, taşımacılık zincirinin aks’ı olarak öne çıkartılmıştır.Ülkelerin önümüzdeki süreçte bu yönde alacağı teşvik edici önlemler artarak devam edecektir.
 
Bu durumda da özel sermayenin demiryolu işletmeciliğine fiilen katılması dönemi başlayacaktır.
 
 Bu yazının konusuna dönersek,20 nci yüzyılın başından itibaren ortaya  yeni bir demiryolu işletmecilik anlayışı oluşmaya başlamıştı.Bu oluşum “Devlet Demiryolları İşletmeciliğidir.
 
19 ncu yüzyıl ise “Özel Demiryolu İşletmeciliğinin” altın yılı olmuştu.
 
Bu -Devlet Demiryolu İşletmeciliği-yeni anlayış, Dünyadaki hemen hemen tüm ülkelerde egemen olmuş ve 20nci yüzyılın sonlarına kadar devam etmiştir.
 
Demiryolu İşletmeciliğinde, işletmecilik anlayışının değişimine neden olan olayları ve gelişmeleri incelememiz gerekecektir.
 
20 nci yüzyıl, daha başlarken 19 ncu yüzyıla hiç benzemeyeceğini göstermişti.Sanki dünyaya sihirli bir değnek değmiş ve bir kaos yaratmıştı.
 
Bu yüzyılda ortaya çıkan, çok hızlı bir süreçte gelişen inanılmaz boyuttaki ve içerikteki olayları ve etkilerini ancak 21 nci yüzyılın başında kronolojik bir sıralamaya koyduğumuzda algılayabiliyoruz.
 
Bu yüzyılda ortaya çıkan olaylar ve gelişmeler siyasi,ekonomik,kültürel alanda her şeyi değiştirdiği gibi demiryolu işletmeciliğini ve dolayısıyla işletmenin sahibinin kimin olacağını anlayışını da değiştirmiştir.
 
20nci yüzyılın başına kadar denizyolu en yoğun kullanılan taşımacılık şekliydi.Zaten bu nedenle denizcilikte ileri gitmiş ülkeler, gelişmiş ülkelerdi. Doğal olarak da bunların tamamı denizi ve sömürgeleri olan- Büyük Britanya , Fransa, Hollanda, İtalya,Portekiz,İspanya v.b.- ülkelerdi.
 
Bu ülkeler, dünyaya yayılmış olan ve kendilerinin egemen olduğu on’larca sömürge ülkelerinin zenginliklerini ülkelerine, denizyolunu kullanarak aktarmaktaydılar.
 
Avrupa ülkeleri,Avrupa dışındaki ülkelerdeki sömürgeciliği devam ettirme,ülkelerine zenginliği taşıma uğraşlarını kendi aralarında çok yoğun bir şekilde vermeye başladılar.Bu bir ölüm kalım savaşıydı.Sömürgelerden ve diğer ülkelerden ülkelerine getirdikleri zenginliği,demiryolu ile ülkelerinin içine yaymaya başladılar.
 
Almanya sömürgecilik açısından,İngiltere ve Fransa’nın çok gerisindeydi.Bu ülkelere göre daha az gelişmişti.Petrole ve diğer hammaddelere çok büyük ihtiyacı vardı.Bu amacına ulaşmak için Berlin-Bağdat-Basra demiryolu projesini hayata geçirmek amacıyla Osmanlı İmparatorluğu ile anlaşma yaptı.
 
Osmanlı İmparatorluğu,Hac yolculuğunu ve askeri taşımalarını güvenli bir şekilde yapmak ve yolculuk süresini çok kısaltmak amacıyla, İstanbul- Şam demiryolunu Medine’ye uzatan Hicaz Demiryolunu kendi parası ve insan gücü ile yaptı.Böylece İstanbul’u Medine’ye bağladı.Ancak İngiltere ve Araplar rahatsız oldu.
 
Süveyş’e alternatif yollar aranmaya başlanıldı.
 
20nci yüzyılın başında Çin’in Kore üzerinde hakimiyet kurma isteği Japonya ile savaşa yol açtı.Yeni bir askeri örgütlenmesi olan Japon kuvvetleri çabuk ve ezici bir zafer kazandı.Bu beklenmeyen rakibin sahneye çıkması ile şaşıran batı devletleri,Japonya’nın genişlemesini önleme ve Çin’de yer edinme telaşına düştü.
 
Rusya Mançurya’yı baştan başa aşan demiryolu yapımına başladı.Böylece kuzeydoğu bölgesini ele geçirdi.
 
Almanya Chiao-choa körfezinin kendisine verilmesini sağladı ve burada liman inşa etti.
 
Fransa Yunnan’da demiryolu yaptı.İngiltere,Şanghay-Nanking ve Şanghay-Ningpo demiryollarını inşaya başladı.
 
ABD “Açık Liman” rejiminin gösterileceğini belirtmekle yetindi.
 
Böylece koca Çin pazarı ülkelerin ekonomik olarak çarpıştığı bir alan oldu.
 
Avrupalı müteşebbisler Çin’deki demiryollarına ve madenlerine önemli sermayeler yatırdılar ve kazanç sağladılar.
 
Bu arada Avrupa’da 1 nci Dünya Savaşı başladı.
 
1 nci Dünya Savaşında Almanya; Bulgaristan,Avusturya-Macaristan ve Osmanlı İmparatorluğunu yanına alarak İngiltere,Fransa,Rusya,İtalya ve Romanya dahil 25 ülkeye karşı savaşa girdi.
 
Rusya’da ihtilal gerçekleşti.Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği kuruldu.Çin’de siyasi rejim değişti.
 
Osmanlı İmparatorluğu ve Avusturya-Macaristan İmparatorlukları tarih sahnesinden çekildi.Onlarca yeni devlet ortaya çıktı.
 
Kurtuluş savaşı başladı.Demiryolu olmadan savaşın kazanılması çok zor olacaktı. Ama Osmanlı İmparatorluğunun milli bir demiryolu kuruluşu yoktu.Mevcut demiryolu hatları yabancı şirketlerin elindeydi.Heyeti Temsiliye ve 23.04.1920 tarihinde kurulan Büyük Millet Meclisi işi el koydu.Bir demiryolu birimi oluşturuldu.Demiryolu taşımacılığı kurtuluş savaşının kazanılmasında önemli rol oynadı.
 
Türkiye Cumhuriyeti kuruldu.
 
Cumhuriyet döneminden önce çeşitli yabancı şirketler tarafından inşa edilerek işletilen demiryollarının yaklaşık 4000 km.lik kısmı Cumhuriyetin ilanı ile çizilen milli sınırlar içerisinde kalmıştı.
 
24.05.1924 tarihinde çıkartılan 506 sayılı kanunla bu demiryolu hatları millîleştirilerek “Anadolu-Bağdat Demiryolları Müdüriyet-i Umumiyesi” kurulmuştur. Demiryollarını yapımı ve işletilmesinin bir arada yürütülmesi ve daha geniş çalışma imkanları verilmesini sağlamak amacıyla 31.05.1927 tarih 1042 Sayılı Kanunla          “ Devlet Demiryolları ve Limanları İdare-i Umumiyesi “adını almıştır.
 
1953 yılına kadar katma bütçeli bir devlet idaresi şeklinde yönetilmiştir. 29.07.1953 tarih ve 6186 Sayılı Kanunla “Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları İşletmesi (TCDD)” adı altında Kamu İktisadi Devlet Teşekkülü hâline ve son olarak da 08.06.1984 tarihli 233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile “Kamu İktisadi Kuruluşu” (KİK) hüviyetini almıştır.
 
1929'da Amerika Birleşik Devletleri'nde baş gösteren ve kısa dönemde dünyayı şaşırtıcı etkisi altına alan, tarihin kaydettiği en büyük ekonomik daralmanın görüldüğü bunalım çıktı,
 
Hitler Almanya’da iktidara geldi.Japonya Pekin’i aldı Şanghay’a çıkartma yaptı.Avrupa’da 2 nci Dünya Savaşı başladı ve tüm dünyaya yayıldı.
 
Savaş bittiğinde hemen tüm dünyada siyasi sınırlar değişti.Milyonlarca insan öldü.Yüzlerce şehirde,fabrikada ve ulaşım sistemlerinde taş üstünde taş kalmadı.Milyonlarca insan yeni yerlere ve yeni ülkelere yerleşti.
 
Her iki dünya savaşında da ulaştırma en önemli bir etken olarak ortaya çıktı. Askerin her türlü ihtiyacının üretim yerinden   tüketim    yerine(cepheye) kesintisiz,hasarsız,kayıpsız ve çok hızlı bir şekilde götürülmesi gerekiyordu.Aksi durumda savaşın kaybedilmesi işten bile değildi. Bu bir ölüm-kalım meselesiydi.
 
Bu sistem “lojistik” adını aldı.Eşya,ürün,malzeme,yiyecek.içecek v.b. her şey bir kabın içine konularak (konteyner,palet,bigbag,sandık, v.b.) bir ulaştırma (karayolu-Demiryolu-Denizyolu-Demiryolu/karayolu-havayolu) zinciri içerisinde, yalnız eşyanın kabının kolaylıkla yer değiştirmesiyle, varış yerine yani en son kullanıcıya ulaştırıldı.
 
Bu taşıma zincirinin en önemli halkası demiryolu oldu.Binlerce ton ağırlığındaki yükü ve binlerce askeri çok hızlı bir şekilde taşımak mümkün oluyordu.
Ayrıca bu sistemle, savaş alanındaki şehirlerdeki sivilleri cephe gerisine ve esir alınan binlerce askeri de savaş alanının dışına götürmek imkan dahiline giriyordu.
 
 
 
2 nci Dünya savaşı bitti.Siyasi haritalar değişti.Soğuk savaş dönemi başladı.Birleşmiş Milletler kuruldu.Kore savaşı çıktı.
 
Eski ve yeni tüm devletler,ülkelerini yeniden inşa ve kalkındırma hamlelerine başladı.
Güvenlikleri için askeri yönden güçlenme yoluna gittiler.Güvenliği sağlayacak her şeyin (demiryolları dahil) devletleştirilmesini yaptılar.
 
Avrupa Birliğinin temelleri atıldı.Uzaya çıkıldı.Ay’a ayak basıldı.Petrol krizi patladı.
Sovyetler Birliği dağıldı.Küreselleşme hız kazandı.İnsanın,paranın ve bilginin sınırları kalktı.Hatta Avrupa Birliği içinde siyasi sınırlar da kalktı. İletişim inanılmaz boyutlara ulaştı.
İnsan odaklı bir yaşamı oluşturacak ve kolaylaştıracak şartların ve kuralların oluşturulmaya başlandığı bir süreç başladı.
 
Ve 20 nci yüzyıl bitti.
 
Ama 20nci yüzyılda demiryolu açısından çok önemli bir değişiklik oldu.Devlet ülkenin en stratejik aracı olarak gördüğü demiryolu hatlarını ve demiryolu işletmeciliğini üstüne aldı.
Bu gerekçeyi doğuran etkenler yukarıdaki olaylar ve gelişmelerdi.
Devletler   aslında bu yüzyılda demiryolunu bir silah olarak kullanmışlardı.
 
Artık savaşlar bitmişti.Ama ülkenin kalkınması ve güvenliği gerekiyordu.Bunun için de demiryolu çok gerekliydi.Ayrıca çok önemli bir istihdam alanıydı.
Devletlerin bu konuya yaklaşımı şöyleydi;Bütün bu işlerin yapılabilmesi için, demiryolları devletin elinde olmalıdır.
Özel Şirketlere ait demiryollarının devlet tarafından el konulması gerekçeleri de bulundu.
Bu gerekçeler ;
·        Demiryolunun ülke yararlarına uygun olarak çalıştırılmasını temin etmek,
·        Özel Demiryolunun kötü işlediğini gören devletin kilometre garantisini vermekten      kurtulmak,  
·        Bir savaş ilânında askeri taşımanın devlet eline alınması,  
·        Malî zorluklar içindekalan özel şirketin,demiryolunu işletmeğe gücü olmadığı durumda devletin işletmeyi eline alması,
olarak görülebilir.
 
19 ncu Yüzyılın sonlarında, devlet demiryolculuğuna doğru her tarafta görülmeye başlayan yaklaşım, özellikle 1 nci Dünya Savaşından sonra daha artarak gelişmişti.
 
Devlet de ,demiryollarını bir taşıma aracı ve demiryolculuğu bir Ulaştırmacılık san'atı olarak görmekten ziyade, demiryollarını kamunun yararlarını gözeten bir kurum olarak kabul etme düşüncesi oluştu.Bu düşünceye göre, dev­letçiliğe yüklenen kusurları, ülkenin yüksek yararları karşısında anlayışla karşılamak gerekmektedir.
 
Yine bu düşünceye göre, zaten devletçe alınan bazı önlemler sayesinde, bu kusurların giderilmesi yoluna da gidilmiştir.
Bu suretle, demiryolu İşletmesini devlet elinde de ticarî anlayışla idare edebilmek için ,hemen bütün ülkelerde ve özellikle Türkiye’de, devlet demiryolları katma bütçe ile idare olunan hükmî şahsiyete haiz idareler haline getirilmiş ve Genel Bütçe kanunlarının çerçevesinden çıkarılmıştır.
 
Sonuç olarak; 20 nci yüzyılda hemen tüm dünyada demiryolu işletmeciliği devlet tarafından yapılmaya başlanmıştır.
 
Yazılarımızın bundan sonraki bölümlerinde, 20 nci ve 21 nci yüzyıl demiryolu işletmeciliğinin incelenmesine devam edilecektir.  
 
 
Yaşar ROTA
 
 
 
 
Bu yazı 147 kere okundu.



YENİ ÜYEMİZ KÖKTAŞLAR NAKLİYAT
(28.08.2010)
...

DTD ÜYESİ İNCİ LOJİSTİK VAN DİEREN FİRMASI İLE İŞBİRLİĞİ ANLAŞMASI İMZALADI
(13.08.2010)
...

TÜRKİYE - PAKİSTAN KONTEYNER TRENİ YOLA ÇIKTI
(03.08.2010)
...

UIC DEN GÜVENLİK KONGRESİ YAYINLARI
(02.08.2010)
...

TCDD İLE ÖZBEK DEMİRYOLLARI (GAJK) ARASINDA YENİ DÖNEM
(07.07.2010)
...

KAYBOLAN RAYLARIN İZİNDE
(05.07.2010)
...

MERHABA
(05.07.2010)
...

DEMİRYOLU GELECEĞİMİZDİR...
(05.07.2010)
...

TCDD - İHRACATÇI BİRLİKLERİ TOPLANTISINA DERNEĞİMİZDE KATILDI.
(17.06.2010)
...

DEMİRYOLU, HAFİF RAYLI SİSTEMLER, ALTYAPI TEKNOLOJİLERİ VE DEMİRYOLU LOJİSTİK İHTİSAS FUARI
(15.06.2010)
...

DTD YÖNETİM KURULU BAŞKANI İBRAHİM ÖZ TOBB ULAŞTIRMA VE LOJİSTİK SEKTÖR MECLİSİ BAŞKAN YARDIMCILIĞINA SEÇİLDİ.
(20.05.2010)
...

DTD YÖNETİM KURULU TCDD GENEL MÜDÜRÜ SÜLEYMAN KARAMAN'I ZİYARET ETTİ
(20.05.2010)
...

TCDD 1 BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜNE ATANAN HASAN GEDİKLİ YE HAYIRLI OLSUN ZİYARETİ
(20.05.2010)
...

YÜK TAŞIMACILIĞI PAZAR ARAŞTIRMASI PROJESİ HAKKINDA GÖRÜŞ BİLDİRDİK
(20.05.2010)
...




KAYBOLAN RAYLARIN İZİNDE26
NÜKHET IŞIKOĞLUKağıthane – Kemerburgaz – Ağaçlı – Çiftalan Demiryolu
Nükhet IŞIKOĞLU
 
Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde, İstanbul’un Haliç kıyısındaki Kağıthane semtinde, ülkenin ilk kent ölçekli elektrik santrali kurulur. Silahtarağa elektrik santrali, İstanbul’u ve özellikle Dolmabahçe sarayını aydınlatmak amacıyla tesis edilmiş, Türkiye’nin ilk termik elektrik santralidir. 1911 yılında kurulan santral, 1982 yılına kadar faaliyetini devam ettirmiştir.

 

devamı için...