Bize Ulaşın :

+90 (216) 495 29 65

Köşe Yazıları

15.02.2013

Ulaştırma Ağımız Zaman Kaybetmeden Trans Avrupa Ağlarının (TEN-T) Bir Parçası Haline Getirilmelidir

Cumhuriyetin ilk on yıllarında devlet politikasının odak noktası demiryolu ve deniz ulaştırması yatırımlarındaydı. Önemli yerleşim ve üretim merkezleri demiryolları tarafından bağlanmaktaydı. Limanlar da öncelikli olarak yatırım almaktaydı. Bu dönemin devamında,
2.Dünya Savaşı’nın da getirdiği koşulların sonucu olarak bir duraklama dönemi izlenmektedir. 




1940–1950 yılları arasında toplam olarak sadece  370 km demiryolu inşa edilebilmiştir. Deniz ulaştırmasındaysa; gemi inşası, liman hizmetlerinin yönetimi ve sağlanması demiryollarında olduğu gibi devlet eliyle yapılmaktaydı. Yatırımlar günlük ihtiyaçlar için gerekli olan seviyedeydi. 

1950’de, yolcu ulaştırmasında karayolu yüzde 49,9, demiryolu yüzde 42,2, denizyolu ulaştırması yüzde 7,5 ve hava ulaştırması yüzde 0.6’lık paya sahipti. Yurt içi yük taşımacılığında, demiryolları yüzde 55,deniz ulaştırması yüzde 27,8 ve kara yolu ulaştırması yüzde 17,1’lik paya sahipti.

Karayolları Genel Müdürlüğü’nün kurulmasından sonra, karayolu ulaştırması karayolu ağına
yapılan yatırımlarla beraber hızlı bir şekilde gelişmiştir. Bu sefer de diğer ulaştırma modları
ihmal edilmiştir. Bu yüzden, demiryolları ve denizyolları karayolu ulaştırması karşısında güç
kaybetmiştir.

Bu durum, 1963 yılında başlayan planlanmış kalkınma döneminde de aynen devam etmiştir.
Kamu yatırımlarında, karayolu ulaştırmasının payı yüzde 80’e artarken, demiryollarının payı
yüzde 6’ya ve denizyollarının payı yüzde 4’e düşmüştür. Havayollarıysa, önemli bir gelişim
sürecinden geçerek payını yüzde 10’a yükseltmiştir. Sonuç olarak, yatırım oranlarını ve
yatırımların dağılımını etkileyen ulusal ulaşım önceliklerindeki değişimler sektörün mevcut
sorunlarına neden olmuştur.

2005 istatistiklerine göre de, yolcuların yüzde 95’i karayolları; yüzde 2.6’sı da demiryollarıyla taşınmaktadır. Yüklerin ise yüzde 91’i karayolları ile taşınırken, yüzde 5’i demiryollarıyla ve yüzde 3’ü denizyoluyla taşınmaktadır. 

Bu dengesizliğin altında yatan çok fazla sektörel ve genel nedenler/sorunlar vardır.Ancak temel sorun, ülke içindeki ulaşılabilirliği daha yüksek seviyelere çıkarmak amacıyla karayollarına önem verilirken demiryolları ve limanların ihmal edildiği geçmiş dönem politikalarıdır.

Maalesef altyapı yetersizliğinden dolayı, Türkiye’deki demiryolu sektörü hem yolcu hem de yük taşımacılığı bakımından karayolu ulaştırmasının çok gerisinde kalmaktadır.Yıpranmış altyapının ve düşük seviyeli teknolojinin doğrudan sonucu olan hizmet kalitesinin yetersiz olmasından dolayı demiryolları çevre dostu ve emniyetli bir mod olması önemini de kaybedebilir.

Demiryolu şebekesi yoğunluğunun az olması ile hizmet kalitesinin düşük olması ve liman geri bağlantıları ve büyüklük açısından limanların yetersizliği Türkiye’nin ulaştırma sektörünü etkileyen temel eksiklerdir.

Ulaştırma modları arasındaki dengesizlik ve beraberindeki sorunların yanı sıra altyapı eksikliği de vatandaşların yasam kalitesini ve bölgeler arasındaki gelişim farklılıklarını etkilemektedir. Başka bir ifadeyle, ulaştırma sektöründeki eksiklikler ve altsektörler arasındaki dengesiz dağılım ülkenin rekabet edebilirliği önünde bir engel teşkil etmektedir.

Bu sorunlara bir ilave de  kombine taşımacılıktaki gelişmelerdir.Lojistik sistemi içinde ürünleri ulaştırmanın, özellikle kapıdan-kapıya taşımacılığın gerektiği durumlarda konteyner en uygun taşıma kabıdır.Konteyner kullanımı, çok modlu ulaştırmanın temel ögesi olarak çok hızlı bir şekilde artmakta ve önem kazanmaktadır. Stratejik Çerçeve Belgesi’nin projeksiyonlarına göre, Türk ticaretinin 2013’e kadar ortalama yüzde 12 büyümesi beklenmektedir. Mevcut durumda konteynerlenen eşya, taşınmakta olan toplam eşyanın sadece yüzde 15’ini teşkil etmektedir.2015 yılı itibariyle de en az yüzde 25 olması beklenmektedir.Ancak kombine taşımacılığa uygun yeterli bir altyapı da bulunmamaktadır. 

Mevcut Türk ulaştırma politikası, Kalkınma Planlarında (8. ve 9. Kalkınma Planları), ilgili Orta-vadeli Program ve Yıllık Yatırım Planlarında, Ulaştırma Ana Plan Stratejisinde, Stratejik Çerçeve Belgesinde ve Ulaşım Altyapı İhtiyaç Değerlendirme  Çalışması (TINA-Türkiye)’nda  da belirtildiği üzere, demiryolları ve liman yatırımlarına önem vererek ulaştırma modları arasındaki dengesizliği azaltmaya, kombine taşımacılığı desteklemeye yoğunlaşmalıdır.

Dengeli, rasyonel ve etkili bir ulaştırma altyapısı oluşturularak ulaştırma modlarının etkin
kullanımını sağlamak Türkiye’nin ulaştırma politikalarının temel konusudur. Bunun için;
yolcu ve yük taşımacılığında demiryolu ulaştırmasının payının artması ve ana limanların lojistik merkezlerine dönüştürülmesini sağlamak için ulaştırma sistemi için entegre bir
yaklaşımın kabul edilmesine yoğunlaşmalıdır. 

Bilindiği üzere, Türkiye Avrupa Birliği (AB)’ ne üye olduğunda Trans Avrupa Ağlarının (TEN-T) bir parçası haline gelecektir.Bu nedenle AB fonları Türkiye’nin kullanımına sunulduğunda bu fonların en fazla kullanılacağı sektörlerden biri şüphesiz ulaştırma sektörü olacaktır. 
 
Türkiye’nin,bu durumu ve yukarıda belirtilen tüm altyapı eksikliklerini ve dengesiz taşımacılık paylarını da dikkate alarak hazırladığı, AB’ nin  ulaştırma projelerine kaynak sağlamasını temin etmek için Trans Avrupa Ağları (TEN-T)’na bağlanılması sırasında izleyeceği stratejinin, yapması gereken yatırımların ve Türkiye’yi Trans Avrupa Ağlarına bağlayacak çok modlu taşımacılığı sağlayacak ana güzergahların belirleneceği, bu güzergahlara bağlantı sağlayacak önemli ulaştırma ağlarının ve bağlantı noktalarının da ortaya konulacağı Ulaşım Altyapı İhtiyaç Değerlendirme Çalışması (TINA)’nı çok hızlı bir şekilde hayata geçirmelidir.

TİNA Projenin amacı, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde ve Avrupa Birliği’nin TEN-T sisteminin Türkiye’ye uzantısı niteliğinde çok modlu (multimodal) bir ulaştırma ağı (Çekirdek Ağ) geliştirilmesidir. Proje,Türkiye’de karayollarını, demiryollarını, limanları ve havaalanlarını kapsayan çokmodlu bir ulaştırma ağının tanımlanması ve değerlendirilmesinden  oluşmaktadır.

Ulaştırma projelerinin oluşturulmasında, “koridor yaklaşımına” geçilmesi çok önemli görülmektedir. Koridorlarda ulaştırma üstünlüğünü güvenceye alacak yatırım ve işletme yaklaşımıyla; demiryollarının ve deniz ulaştırmasının bir koridor anlayışı ile yük taşımacılığında belirli bir tonajın asılması teşvik edilmelidir. 

Türkiye’nin Trans-Avrupa Ulaştırma Ağları (TEN-T) ile entegrasyonunu etkileyecek projelere öncelik verilmekle beraber, Kafkas ülkeleri, Orta Asya ve Orta Doğu ile bağlantıları güçlendirecek projeler de gerçekleştirilmelidir.

2007–2013 sürecini kapsayan 9.Kalkınma Planı, ülkenin ekonomik, sosyal ve kültürel alanlardaki önceliklerini ortaya koyan Türkiye’nin temel politika belgesidir. Eski Kalkınma
Planları beş yıllık bir süreci kapsarken, 9. Kalkınma Planı, AB’nin bütçelemesi ve 
IPA ( Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı -Instrument for Pre-Accession Assistance) programının tutarlı olması adına yedi yıllık olarak hazırlanmıştır. 

Ulaştırma sektörü için stratejik amaç ‘‘ülkenin rekabetçi gücünü artıracak hızlı ve emniyetli ulaştırma altyapısının oluşturulması’’ olarak tanımlanmıştır. Özetle, sektörel önceliklerin içeriğine bakılacak olursa; 9. Kalkınma Planı temel olarak ulaştırma modları arasındaki dengesiz dağılıma, demiryolu ve deniz yolu ulaştırmasındaki fiziksel altyapı yetersizliğine ve kısmen düşük fiziksel standartlardan kaynaklanan karayolu ulaştırmasındaki emniyet eksikliğine odaklanmaktadır

Plan ve Programlar ulaştırma önceliklerini; Türkiye’nin ulaştırma ağının TEN-T (Trans-Avrupa Ulaştırma Ağları) ile bağlantısı, yük taşımacılığında hızlı demiryolu ulaştırması da dahil olmak üzere demiryolu ve denizyolu ulaştırmasına odaklanılması, kombine taşımacılığa yönelik olarak limanların lojistik merkezler olarak geliştirilmesi, olarak ortaya koymaktadır.

Türkiye zaman kaybetmeden Trans Avrupa Ağlarının (TEN-T) bir parçası haline getirilmelidir.


Yaşar ROTA

DUYURU

İlgililerin dikkatine; 19 Haziran 2019 Çarşamba

Firmamız Greenbrier(Rayvag) olarak ülkemiz demiryolu taşımacılığının yoğun olarak yapıldığı Payas/İskenderun, Malatya, Kayseri ve Divriği/Sivas'ta Mobil servis hizmeti vermeye başlamışlardır. Hizmetlerimiz üç şekilde verilmektedir.
1-Vagon sahibi firma vagonu hakkında bilgi verir. Yapılacak tamirin şeklini de belirlemiş ise; Firmamızdan fiyat ister ve karşılıklı mutabakatla arıza giderilerek fatura edilir.
2-Vagon sahibi firma vagonları ile ilgili bilgileri verir, firmamız yıllık olarak vagonların bütün ihtiyaçlarını karşılayarak hizmet verir. Karşılıklı şartları belirleyerek fiyatlama mutabakatı ile aylık fatura edilerek ödeme talep edilir.
3-Mobil ekiplerimizin konuşlandığı istasyonlardan geçen müşteriye ait vagonların tamamı her geçişinde arıza, sarf ve durum tespiti amaçlı kontrol edilir, bir gün sonra müşteriye rapor edilir. Bu hizmet için vagon başı cüzi bir bedel aylık olarak talep edilir. Şayet arıza tespit edilirse anında müşterinin ECM ve yetkilisine haber verilir. Arıza hakkında detaylı bilgi verilir, tamirin yapılma şekli belirlendikten sonra müşteriye daha önce belirtilen yedek parça ve işçilik ücreti üzerinden tamir gerçekleştirilir.
Bilgilerinize sunarız.

Üyelerimiz

E-Posta Listemize Kayıt Olun

Aşağıdaki formu kullanarak e-posta adresinizi sistemimize kayıt edin, gelişmelerden haberdar olun.

Süreli Yayınlarımız

Demiryolu Dergisi Son Sayısı Çıktı!

Demiryolu Dergisi Son Sayısı Çıktı!

İndir

Çevirimiçi Broşürümüzü İndirmek İçin TIKLAYIN!

Raporumuzu İndirmek İçin TIKLAYIN!

Bilanço ve Gelir Tablosunu İndirmek İçin TIKLAYIN!