Bize Ulaşın :

+90 (216) 495 29 65

Köşe Yazıları

15.02.2013

Türk Demiryoluculuğunun Oluşumu: Behiç ( ERKİN) Bey

Ülkelerine değerli hizmetleri olanlar yeni nesillere tanıtılmalı,unutulmadıkları ve unutulmayacakları gösterilmeli, toplumlar “değerbilir” olmalıdır diye düşünüyorum.

Bu değerli insanlardan biri de Behiç (Erkin) Bey.Lojistikçiler ve Demiryolcular için  çok değerli bir insan.

Behiç Erkin (1876-1961), Atatürk’ün yakın arkadaşı,Kurmay Albay,Türk Demiryolculuğunun Kurucusu ve İlk Genel Müdürü (1920-1926), Milletvekili,Nafıa (Bayındırlık) Vekili  
(1926-1927) ve Büyükelçi (1926-1943)


Faruk Nafiz Çamlıbel ve Behçet Kemal Çağlar,Cumhuriyetimizin 10. yılı için yazdıkları 10.Yıl Şiirini/Marşını Atatürk’e sunduklarında, Atatürk şiirin/marşın ilk kıtasının son mısrasını çizerek yerine “Demir ağlarla ördük anayurdu dört baştan” mısrasını yazdı.Bu değişikliği de “Çizdiğim mısra sizin ve demiryolcuların emeğini tam olarak ifade etmiyordu, değiştirdim,’demir ağlarla ördük anayurdu dört baştan’ yaptım” diyerek Behiç Bey’e göstermiştir.

Atatürk’ün bu yaklaşımı,Kurtuluş Savaşında önemli görevler yapan ve askeri lojistik hizmetini ve demiryolu işletmeciliğini bütün yokluklara rağmen aksatmadan yerine getirerek savaşın kazanılmasında önemli etkisi olan Behiç Bey ve Türk demiryolcuları için çok gurur vericidir.


Bu gurur verici duruma hangi şartlarda,nasıl ve neler başarılarak gelinmiştir, minnet ve şükran duygularıyla bir kez daha hatırlatmak istedik.

1.Dünya savaşına katıldığımız 11.Kasım.1914 gününde Osmanlı Devleti , daha hala 3 milyon 250 bin kilometre karelik bir coğrafyada hükümrandır.Irak bizimdir; Bağdat, Basra ve Kerkük'te valilerimiz vardır. Halep, Hama, Humus, Lazkiye ve Şam vilayetlerimizdir. Bugünkü Kudüs, Beyrut ve Filistin sancaklarımızdır. Suudî Arabistan, Hicaz vilayetimiz adını taşır. Körfez Emirlikleri, Yemen, Kıbrıs, Mısır ve Adalar fiilen olmasa bile bizim topraklarımızdır.

30 Ekim 1918 tarihinde Mondros limanında imzalanan Ateşkeş (Mütareke) Antlaşması ile bu topraklardan  bize, Osmanlı Beyliği'nin adeta Söğüt'teki kuruluş devrinin sınırları yeterli görülmüştür.

Osmanlı Devletine yeterli görülen yerlerden geri kalan kısım da Mondros Mütarekesi gereğince İngiltere,Fransa ve İtalya tarafından işgal edilmişti. 

Mondros Mütarekesi aslında Osmanlı Devleti'nin yıkılışını öngörmekte; İtilaf Devletlerine Osmanlı İmparatorluğunun herhangi bir bölgesine, güvenliklerini tehdit edecek bir durum nedeni ile işgal hakkını tanımaktaydı.

15.Mayıs.1919 tarihinde Yunanlılar İzmir’e çıktı.

19.Mayıs.1919 tarihinde Mustafa Kemal Paşa Samsun’a çıktı.

16.Mart.1920 tarihinde de İstanbul işgal edilmiş ve bir yerde  Osmanlı Devletinin hayat ve hakimiyetine son verilmişti.

Mondros Mütarekesine kadar yani 1.Dünya Savaşının bitimine kadar Osmanlı ülkesinde toplam 8619 km demiryolu bulunmaktaydı ve bu demiryollarının işletmeciliği İngiliz,Fransız ve Alman özel şirketlerine aitti.

Ancak Mondros Mütarekesi sonrasında Türklerin elinde ,işletmeciliği  Yabancı Özel Şirketlerce yapılmakta olan ve Osmanlı’dan alınan imtiyazlarla işletilen Anadolu ve Bağdat Demiryollarının bazı bölümleri kalmıştı.

Bu demiryolu hat kesimleri de;  Anadolu Şimendifer(demiryolu) Kumpanyasının (şirket) Büyükderbent (İzmit) İstasyonundan doğuya doğru olan Büyükderbent-Eskişehir (205 km), Eskişehir-Ankara (254 km),Eskişehir-Konya (433 km)  kısımlarıyla,Bağdat Şimendifer (demiryolu) Kumpanyasının (şirket) Konya-Pozantı(Adana) (282 km) olarak yaklaşık 1174 kilometreydi.

İstanbul’un işgalinden bir hafta sonra 23.Mart.1920 tarihinde,yukarıda belirtilen demiryolu hat kesimlerinde görevli gayrimüslim personelin hemen hemen tamamı işgal devletleri tarafından çekilmişti.
Bu hat kesimlerine ait demiryolu yöneticilerinden ve görevlilerinden bir çoğu Mondros Mütarekesinden sonra büyük miktarda lokomotif ve vagonlarla birlikte Haydarpaşa’ya (İstanbul) kaçırılmıştı. 
Demiryolu İşletmesinin idaresi ve istasyonları ile diğer işyerleri başsız kalmış,işyerleri ile demiryolu tesisleri tahrip edilmişti. 
Türkler,tahrip edilmiş yerlerin ve demiryolu tesislerinin işler duruma getirilmesi ve asker ile halkın taşımacılık hizmetini  yapar hale getirilmesi  sorunu ile karşı karşıya kalmıştı.

Demiryollarında konuşma ve yazışma dili ile geçerli olan mevzuat Fransızcaydı. Demiryollarında geçerli para birimi Mısır Lirasıydı. 

İstanbul’un işgalinden yaklaşık bir ay sonra 23.Nisan.1920 tarihinde Büyük Millet Meclisi kuruldu.

Behiç Bey Milli Mücadeleye katılmak üzere İstanbul-Mudanya-Bursa üzerinden 05.07.1920 tarihinde Ankara’ya geldi. Kendisine zamanın Genel Kurmay Başkanı İsmet (İnönü) Beyden Genel Kurmay İkinci Başkanlığı bilahare  Nafia (Bayındırlık)Vekili İsmail Fazıl Paşa’dan Demiryolları Genel Müdürlüğü teklifi yapıldı.Behiç Bey, teklif edilen bu iki görevden birini seçmekte kararsız kaldığından durum  Mustafa Kemal Paşa’ya arz edildi.Mustafa Kemal Paşa; Çanakkale Savaşlarındaki lojistik başarısını bildiği Behiç Beye “Behiç Bey, ben nasıl savaşılacağını biliyorum. Siz orduyu cepheye taşımakta başarılı olursanız biz gerisini başarırız” deyince, Behiç Bey seçimini demiryollarından yana kullanmış oldu. 

Milli Mücadele yapılacaktı ve demiryolunun işletilmesi olmazsa olmaz bir gereklilik olarak karşımızda duruyordu.Ordunun ve halkın yiyecek,içecek,mühimmat,silah,asker sevkiyatı v.b. ancak demiryolu ile yapılabilirdi.

Behiç Bey 16.07.1920 tarihinde Demiryolu Genel Müdür olarak göreve başladı.

Behiç Beye  verilen bu görev son derece kritik bir görevdi ve kurtuluş savaşına etki yapacak öneme sahipti.


Behiç Erkin’in Demiryolu İşletmeciliğinin yönetimi gibi çok zor bir göreve başladığında ve Kurtuluş Savaşı arefesinde Demiryolu ile ilgili çok acil ve öncelikli olarak çözümlenmesi gereken sorunlarla karşı karşıyaydı.

Behiç Bey,o zamana kadar yabancı kaldığımız,niteliğini iyi bilmediğimiz ,görevlileri arasına Türk/müslüman alınmamış,bütün yazışmaları ve haberleşmeleri Fransızca olan bir kurumu, yani demiryolunu ne yapıp yapıp işletmeliydi.

Bütün dünya ile ilişkimiz kesilmişti.Kendi kendimize savunma çabasına girmiş bir durumda iken,demiryolu gibi özel bir iş alanında kimseden bir yardım bekleyemezdik.Zaten kimsenin de bize yardım edeceği yoktu.
Gerçekten de,öteki alanlardan daha çok bu özel iş alanında tam anlamıyla yani demiryolu işletmeciliğinde “iş başa düşmüştü”.

Daha önce 1873-1880 yıllarında Osmanlı Devleti tarafından Haydarpaşa-İzmit arasında demiryolu işletmeciliği yapılmıştı.Bu kısa süre içinde yapılan demiryolu işletmeciliğinin üzerinden neredeyse 40 yıl geçmişti. Bu dönemde Demiryolu İşletmeciliğini yapanlardan da hemen hemen kimse kalmamıştı.

Ayrıca yine Osmanlı Devleti zamanında, 1908-1918 yılları arasında Hicaz Demiryolu hattında Şam-Medine arasında da Osmanlı Devletince 10 yıla yakın demiryolu işletmeciliği yapılmıştı.Teknik kadro dışında  Hicaz Hattında çalışanların büyük çoğunluğu yerel halktan temin edilmişti.Burada çalışanların hemen hemen tamamı I.Dünya Savaşından sonra kendi ülkelerinde kalmıştı.

Teknik kadronun dışında kimseden yararlanma imkanı da yoktu.Bu teknik kadro da yapım ve bakım işlerinde yoğunlaşmıştı.Teknik alanda iyi yetişmiş mühendislerimiz vardı. Ancak Demiryolu İşletmeciliği yapabilecek yetişmiş bir kadro yoktu.

Aslında bu dönemde Behiç Beyin başlattığı “Kurtuluş Savaşında  Demiryolu İşletmeciliği” ,Türkiye Demiryolu Tarihinin başlangıcını ve Türkiye Demiryolu İşletmeciliğinin  ileriye dönük idari yapısının da temelini oluşturmuştur.

1856-1920 döneminde,Osmanlı’da bulunan demiryollarının tüm yöneticileri Hristiyan ve musevi kökenliydi.Büyük çoğunluğu Türkçe bile bilmeyen yabancı uyruklu görevlilerdi.Müslüman yönetici yoktu.

Demiryollarındaki konuşma ve yazışma dili ile tüm mevzuat (Tüzük,Yönetmelik, v.b.) dili de Fransızcaydı. 
Demiryollarında Türkçe dilinin kullanılmasına Behiç Bey tarafından 06.Ağustos.1921 tarihinde başlatılmıştır.

Kurtuluş Savaşı başladığında Hristiyan ve Musevi kökenlilerle yabancı uyrukluların hemen hemen tamamı görevleri bırakıp kaçmışlardı.

Yaklaşık   1174 km. uzunluğundaki demiryolu hattında,istasyonlarda ve lokomotiflerde görev yapacak hiç kimse yoktu.

Savaşların kazanılmasında en önemli unsur olan “askeri lojistik”in demiryolu ayağı yapılamayacak bir haldeydi.

Okur yazar oranının çok düşük (%1-2) olduğu bir insan kaynağımız vardı.Eğitimli insan bulmak,demiryolu bilgisi ile ilgili eğitimi vermek,kullanılacak tüm yazılı mevzuatı,kullanılan modelleri Türkçe’ye çevirmek,tren hareket tarifelerini hazırlamak,bunların basımlarını yaparak dağıtmak, demiryolunun ve çalışanların kontrol ve denetim işlevlerini yapacak daha bilgili ve eğitimli insanlar da yetiştirmek gibi imkansıza yakın işleri yapmak gerekiyordu.

Ama Behiç Bey bu başarılması imkansız gibi olan işleri, birlikte olduğu insanlarla  başararak ,Türklerin demiryolu eğitimini çok kısa sürede alabileceğini ve demiryolu işletmeciliğini yapabileceğini göstermiştir. Demiryolunu ve Türk demiryolcularını, Kurtuluş Savaşının kazanılmasını sağlayan en önemli unsurlardan birisi haline getirmesini sağlamıştır.

Behiç Bey ve demiryolcular Büyük Taarruza hazırlık safhasında ve 26.Ağustos.1922 gününde başlayan Büyük Taarruzda , buharlı makinelerin yakıtı olan kömürü zor buldukları ve çoğu zaman odun kullandıkları trenlerle yüz binlerce askeri,cephaneyi,malzemeyi cephelere ve 09.Eylül.1922 tarihinde de İzmir’e kadar Ordumuzun yanında aksatmadan ulaştırdılar.Şehitlerimizi ve yaralılarımızı cephe gerisine getirdiler.Demiryolu kenarındaki köy,kasaba ve şehirlerin erzak ihtiyaçlarını karşıladılar.

Ordumuz 9.Eylül.1922 tarihinde İzmir’i girmiş ve Kurtuluş Savaşı,demiryolunun da  önemli katkılarıyla zaferle bitmiştir. Savaşı sonlandıracak Mudanya Mütarekesi (ateşkes)  görüşmeleri 11 Ekim 1922 tarihinde uzlaşmayla sonuçlanmıştır.Yıllardır devam eden ve yüzbinlerce insanımızın şehit ve gazi olmasına sebeb olan savaşlar artık bitmiştir.

Artık Yeni Türkiye Cumhuriyetinin kalkınma savaşı başlamıştır.

Kurtuluş Savaşımızın koşulları içinde doğan,onunla birlikte gelişen ve Türkiye Cumhuriyetinin oluşumuna etki yapan Türk Demiryolculuğunun ve demiryolcularının ,Cumhuriyetimiz içinde ayrı bir yeri olmuştur.

Behiç Bey, Çanakkale Savaşları sırasında da Osmanlı Genel Kurmay Başkanlığının asker,mühimmat ve erzak lojistiğinin sorumlusuydu. Almanya’dan demiryolu ile Trakya’daki Uzunköprü-Hadımköy arası istasyonlara gelen savaş malzemelerini bu istasyonlardan her türlü karayolu (insan,araç,kağnı) imkanı ile Çanakkale cephelerine,yine İstanbul’dan ve Anadolu’nun çeşitli yerlerinden gelen askerlerin ve savaş malzemelerinin demiryolu ile Bandırma’ya getirterek buradan karayolu ve denizyolu ile cepheye gönderilmesi ile ilgili görevini üstün başarı ile yaparak,Çanakkale Savaşlarının kazanılmasında önemli katkı sağlamıştı. O zamanki Osmanlı Devletinin  5.Ordu Komutanı Mareşal Liman Von Sanders’in önerisiyle birinci dereceden Alman Demir Haç Madalyası ile Osmanlı Devletince de 3.Rütbeden Kılıçlı Osmani Nişanı ve 3.Rütbeden Mecidi Nişanı ile onurlandırılmıştı. 

Ayrıca Behiç Bey,Selanik İltisak Hattı Muhafız Kuvvetleri Müfettişliğinde bulunmuş (1908),Meşrutiyet devrinde yine bu hattın ,yeni kurulmuş olan Askeri Komiserliğine atanmış,bu görevleri sırasında Demiryolu Kuruluşu ve işletmesi üzerinde yapmış olduğu incelemelerini ve görüşlerini “Demiryolunun Askerlik Noktai Nazarından Tarihi,İstimali ve Teşkilatı “adı ile Türkçe olarak 1912 yılında yayımlamıştı.Bu kitap 1856 yılından 1912 tarihine kadar olan sürede yazılan ilk Türkçe demiryolu kitabıydı.

Behiç Bey  hem savaş sırasında vatan savunmasında hem de barış zamanında ülkenin ekonomik gelişimini sağlaması açısından en stratejik ulaşım aracının demiryolları olduğu görüşündeydi.

Bu görüşüne göre de Demiryolları yabancı işletmelerin değil,milli hükümetin kontrolünde olmalıydı.Artık milli mücadele bittiğine,sonucunda da bağımsız bir devlet olarak Türkiye Cumhuriyeti kurulduğuna göre,demiryolları politikasının ülke çıkarlarına uygun,bağımsız bir ülkeye yakışır şekil ve ciddiyette ele alınması zorunluydu.

Demiryollarının millileştirilmesi ile ilgili meclis çalışmaları devam ederken,Başbakan ve Dışişleri Bakanı olan İsmet (İnönü) Paşa Behiç Beye “Anadolu Demiryollarını alacağız,ama ben Avrupai demiryolu isterim” dediğinde, “Evet,yapacağız,söz veriyorum” demişti.

22.Nisan.1924 tarihinde kabul edilen  506 Numaralı Kanun’la  Anadolu Demiryollarının satın alınarak millileştirilmesine karar verildi.Böylece Haydarpaşa-Ankara,Eskişehir-Konya,Arifiye-Adapazarı demiryolları ve Haydarpaşa liman ve rıhtımı millileşti.

Bu tarihten itibaren diğer yabancı demiryolu hatlarının da Millileştirmeleri ve yeni demiryollarının yapımı büyük bir hızla devam etti.Yabancı Şirketlerden alınan yaklaşık 4000 km uzunluğundaki demiryoluna on sene içinde yaklaşık 4000 km yeni yol yapılmak suretiyle toplam 8000 km uzunluğunda demiryoluna sahip olunmuştur.  

Kurtuluş Savaşı arifesinde ve savaşın içinde, eğitimli demiryolu  personelinin yokluğunu çok yakından yaşayan ve zorluklar çeken  Behiç Beyin düşüncesi,”milli bir demiryolu ancak eğitimli insan yetiştirmekle olur”du.Bu amaçla 11.06.1923 tarihinde Konya’da Genel Müdürlük olarak kabul edilmiş binada ilk “Şimendifer Mektebi /Demiryolu Okulu” açıldı.Böylece Şimendifer Mektebi ile milli demiryollarımızın eğitim faaliyeti başlamıştır.

Behiç Beyin ileriye dönük düşüncesi de bu okulu Lise seviyesine yükseltmek,lise seviyesindeki okulda kız erkek karışık eğitim yapmaktı.Bu suretle küçük yaşlardan itibaren birbirini tanıyan demiryolcular yetiştirerek,
demiryolcuları “demiryolu ailesi” içinde birleştirmekti.

Bu okulun devamı olarak 1942 yılında Ankara’da “Demiryolu Meslek Okulu” açıldı.Bu okul daha sonra adını “Demiryolu Meslek Lisesi” olarak değiştirdi.Binlerce demiryolcu yetiştirdi.Mezunlar demiryollarının tüm yönetim kademelerinde çok önemli görevlerde bulundular ve bulunmaya da devam ediyorlar.

Demiryolu Meslek Okulu/Lisesi mezunları kendilerinin eğitimi için  okuma imkanının yaratılmasına ve demiryolcu olmalarına zemin hazırlayan  Behiç Beye saygı ve minnet duymaktadırlar.

Ne yazık ki Demiryolu Meslek Lisesi 1998 yılında kapatılmıştır.

Behiç Beyin Cumhuriyet’in ilanından sonra demiryolu ile ilgili önemli bir projesi de,insan odaklı bir yönetim anlayışıyla,”demiryolu aidiyet” ruhunu yaratmak,Yeni Türkiye’nin diğer kurumlarına örnek olacak milli bir Demiryolu Kurumu oluşturmaktı.

Cumhuriyetin ilk yıllarında Türk/Müslüman kökenli yurttaşların Okuma yazma oranı %1-2 dolaylarındaydı.
Demiryollarına da eğitimli insan gerekiyordu.Demiryolları bu eğitimli insanları nasıl ve nereden bulacaksa bulacak ve işe alacak, işe aldıklarına demiryolu meslek eğitimi verecek ve aileleri ile birlikte Türkiye'nin dört köşesindeki  istasyonlara gönderilecekti.


Bu istasyonlar ki büyük çoğunluğu yerleşim yerlerinin dışında,tabir yerindeyse,dağbaşındaydı.
 
O yıllarda Türkiye'nin bırakın köy ve kasabalarını şehirlerinde bile okul,hastane,elektrik,yol,su yoktu.
Hele bir de dağbaşlarında çoluk çocuğu ile yaşayan,karda,kışta,sıcakta soğukta, gece gündüz 24 saat çalışmak durumunda olan demiryolcuların durumu daha da kötü olacaktı.

Behiç Bey  bunları düşündü ve o yokluk döneminde bile "İnsan Odaklı" bir yönetim anlayışı oluşturdu.

Behiç Bey veYönetimi yaptıkları ve uyguladıkları ile çalışanlarına; 
“Biz sizi ve ailenizi mahrumiyet yerlerinde çalıştırıyoruz ama, bulunduğunuz yere sarnıçlı vagonlarla içme ve kullanma suyu ,ekmeğini her gün trenlerle getiririz.İlkokul,ortaokul ve Lise'de okuyacak çocukların için okul olan yer neresi ise orada pansiyonlar açarız,o pansiyonlarda onlara bakıcılar tahsis ederiz.
Onları bakıcılarla yedirir,içirir,yıkar,giydirir okuluna o bakıcıların refakatinde götürürüz.Sizin bulunduğunuz istasyonlara sinema vagonu ile sinema,market vagonu ile alışverişi getiririz.Siz daha hasta olamadan sizin bulunduğunuz istasyonlara her hafta doktor (aile hekimliği)  muayene vagonu ile doktor gönderir,reçetelerin için bölge eczaneleri açarız.
Biz sizi yakın akrabalarınızın dostlarınızın yanından aldık,onlardan uzaklarda mahrumiyet yerlerinde çalıştırıyoruz. Çok uzaklarda olan diğer aile fertlerini ve dostlarını senelik izinlerinde çocuk çocuğunla ziyaret edebilmen için permi veririz,bu yetmez mahrumiyet yerinden mamur yere alışverişe gitmen için "erzak kartı"veririz.Biz sizin dünyayı tanımanızı da istiyoruz,her yıl ailenizle birlikte yurtdışına çıkabilmeniz için demiryolu yurtdışı seyahat permisi veririz.
Hasta olmanızı hiç istemeyiz ama, hasta olursanız sizi halen Türkiye'nin hiçbir yerinde olmayan ama kendimize ait olan hastanelerde ve sanatoryumlarda size ve ailenize bakarız.
Maaşını,vezne vagonu ile ayağına getiririz.Tatilde denize,göle,dağa gitmek mi istiyorsun.İstediğiniz yerlerde tatil yerleri yaparız.
En iyi kumaştan lacivert takım elbiseleri,beyaz gömlekleri siyah kravatları,sizin için dikeriz.İskarpin ayakkabılar ,paltolar giydiririz.Gittiğim yerde ev bulamam diye üzülmeyin sizi en güzel evlerde (lojman) oturturuz,”
dediler ve  hepsini yaptılar.

Behiç Bey ve yönetimi şunu da söylemeye çalıştılar; “Sizden tek bir şey istiyoruz.Gittiğin her yere cumhuriyet kültürünü ve medeniyeti götür.Konuşmalarınla,davranışlarınla,giyim ve kuşamınla vatandaşlarımıza örnek olunuz.Yaptığınız işe sakin ve huzurlu olarak hazırlanın ve görevinizi en iyi şekilde yapınız.Size canını ve malını teslim edenlerin güvenini sağlayın,tren trafiğini emniyetle yönetin.Yabancılar bize “Türkler demiryolu İşletmeciliği yapamaz “ diyorlar “onları utandırın” Demiryolu İşletmeciliğini en iyi şekilde yapınız.”


Ayrıca dediler ki; “Sizin bulunduğunuz istasyonların çevresindeki diğer tüm sivil vatandaşlar da,market vagondan,sinemadan,su ve ekmekten,doktordan yararlansın,yararlanmaları için onlara yardımcı olunuz”

Böyle bir kurumda çalışan insan ve ailesi mutludur,huzurludur.Ülkesine ve vatandaşlarına canla başla hizmet etmenin heyecanını yaşar. Tüm demiryolcular bu şevk ve azimle ülkelerine hizmet ettiler ve ediyorlar.

Atatürk sadece 37 kişiye soyadı vermiştir. Behiç Bey  9. sıradadır ve “Erkin” soyadını Atatürk kendi el yazısıyla vermiştir. 

11 Kasım 1961 yılında hayatını kaybeden Behiç Erkin, ilk Genel Müdürlük görevini aldığı İzmir-İstanbul-Ankara hatlarının birleştiği Eskişehir (Enveriye) istasyonunun bulunduğu yere defnedilmesini ve mezarının demiryolculara emanet edilmesini vasiyet etmiştir. Ölüm tarihinden bir süre sonra TCDD Genel Müdürlüğü tarafından yaptırılan anıt mezara nakledilerek vasiyeti yerine getirilmiştir.TCDD Genel Müdürlüğü 2008 yılında anıt mezarı çok güzel bir proje ile yeniden düzenlemiştir.
Tüm demiryolcular O’nu minnet ve saygıyla anmaktadır.
Ruhu şad olsun,mekanı cennet olsun.


Yaşar ROTA

DUYURU

İlgililerin dikkatine; 19 Haziran 2019 Çarşamba

Firmamız Greenbrier(Rayvag) olarak ülkemiz demiryolu taşımacılığının yoğun olarak yapıldığı Payas/İskenderun, Malatya, Kayseri ve Divriği/Sivas'ta Mobil servis hizmeti vermeye başlamışlardır. Hizmetlerimiz üç şekilde verilmektedir.
1-Vagon sahibi firma vagonu hakkında bilgi verir. Yapılacak tamirin şeklini de belirlemiş ise; Firmamızdan fiyat ister ve karşılıklı mutabakatla arıza giderilerek fatura edilir.
2-Vagon sahibi firma vagonları ile ilgili bilgileri verir, firmamız yıllık olarak vagonların bütün ihtiyaçlarını karşılayarak hizmet verir. Karşılıklı şartları belirleyerek fiyatlama mutabakatı ile aylık fatura edilerek ödeme talep edilir.
3-Mobil ekiplerimizin konuşlandığı istasyonlardan geçen müşteriye ait vagonların tamamı her geçişinde arıza, sarf ve durum tespiti amaçlı kontrol edilir, bir gün sonra müşteriye rapor edilir. Bu hizmet için vagon başı cüzi bir bedel aylık olarak talep edilir. Şayet arıza tespit edilirse anında müşterinin ECM ve yetkilisine haber verilir. Arıza hakkında detaylı bilgi verilir, tamirin yapılma şekli belirlendikten sonra müşteriye daha önce belirtilen yedek parça ve işçilik ücreti üzerinden tamir gerçekleştirilir.
Bilgilerinize sunarız.

Üyelerimiz

E-Posta Listemize Kayıt Olun

Aşağıdaki formu kullanarak e-posta adresinizi sistemimize kayıt edin, gelişmelerden haberdar olun.

Süreli Yayınlarımız

Demiryolu Dergisi Son Sayısı Çıktı!

Demiryolu Dergisi Son Sayısı Çıktı!

İndir

Çevirimiçi Broşürümüzü İndirmek İçin TIKLAYIN!

Raporumuzu İndirmek İçin TIKLAYIN!

Bilanço ve Gelir Tablosunu İndirmek İçin TIKLAYIN!